Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çıngırağı çekmek
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , ölmek


çıngırak
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Küçük çan

Örnek:

1. Atlı araba ormanın içinden geçen ince bir yolda çıngırak sesleriyle uzaklaşıyor.

1. Atlı araba ormanın içinden geçen ince bir yolda çıngırak sesleriyle uzaklaşıyor.

2. İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne, çıngırdak

Örnek:

1. Kollarını çıngırağı tutmak istermiş gibi oynatıyor; ileriye geriye, iki yana.

1. Kollarını çıngırağı tutmak istermiş gibi oynatıyor; ileriye geriye, iki yana.

3. Çocuk oyuncağı olarak kullanılan saplı bir çıngırak türü


çıngırakçı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırak yapan veya satan kimse


çıngırakçılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırakçının yaptığı iş


çıngıraklı

İlgili Kelimeler:

çıngıraklı yılan

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çıngırak taşıyan, üzerinde çıngırak bulunan

Örnek:

1. Bir gün bol çıngıraklı atları sabırsızca kişneyen bir yaylı, kapımızın önünde durdu.

1. Bir gün bol çıngıraklı atları sabırsızca kişneyen bir yaylı, kapımızın önünde durdu.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Neşeli ve yüksek sesli (gülüş, kahkaha)

Örnek:

1. Bedri beklenmedik çıngıraklı bir kahkaha savurdu.

1. Bedri beklenmedik çıngıraklı bir kahkaha savurdu.


çıngıraklı deve kaybolmaz
Anlamı:

1. `kalıcı eser bırakan kimseler hiçbir zaman unutulmaz` anlamında kullanılan bir söz


çıngıraklı yılan
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Çıngıraklı yılangillerden, kuyruk ucundaki sert pulları kımıldatarak kuru yaprak hışırtısına benzer bir ses çıkartan tehlikeli bir yılan (Crotalus)


çıngıraklı yılangiller
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren bir familya


çıngırdak
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırak


çıngırdama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırdamak işi


çıngırdamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çıngırak sesi çıkarmak

Örnek:

1. Caz alabildiğine çıngırdıyor, gümbürdüyor, garsonlar sağa sola seğirtiyor.

1. Caz alabildiğine çıngırdıyor, gümbürdüyor, garsonlar sağa sola seğirtiyor.


çıngırdatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırdatmak işi


çıngırdatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Çıngırak sesi çıkarmasını sağlamak

Örnek:

1. Sığırlar çıngıraklarını ıslak ve sisli seslerle çıngırdatarak geçtiler.

1. Sığırlar çıngıraklarını ıslak ve sisli seslerle çıngırdatarak geçtiler.


çıngırtı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik sesin adı


cingöz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Açıkgöz


cingözlük
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cingöz olma durumu


çini
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve genellikle çiçek resimleriyle bezeli, pişmiş, balçık levha, fayans

Örnek:

1. Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda / Bize heyecan verir bir parça yeşil çini

1. Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda / Bize heyecan verir bir parça yeşil çini

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sırlı ve süslü, pişmiş balçıktan yapılan

Örnek:

1. Çini sobayı gürültü etmemeye çalışarak yakardı.

1. Çini sobayı gürültü etmemeye çalışarak yakardı.


Lisan : Farsça çīnī

çini döşemek
Anlamı:

1. bir yeri çini ile kaplamak


çini mürekkebi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Simsiyah, ince ve solmaz bir is mürekkebi


cini tutmak
Anlamı:

1. çok sinirlenmek


çinici
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çini yapan veya satan kimse


çinicilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çinicinin yaptığı iş


çinili
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çinisi olan, çinilerle bezenmiş olan

Örnek:

1. En göze çarpan yerlerinde de oymalı ya da çinili ocaklar vardır.

1. En göze çarpan yerlerinde de oymalı ya da çinili ocaklar vardır.


cinine gitmek
Anlamı:

1. nefret etmek, tiksinmek

Örnek:

1. Karaya uğramak, her denizci gibi cinine gidiyordu.

1. Karaya uğramak, her denizci gibi cinine gidiyordu.


çinisiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çinisi olmayan